Kaderin Sırrına Nasıl Vakıf Olabiliriz?

Üstün güç sahibi Rabbimiz Allah her insanın kaderinde birçok hikmetler takdir etmiştir. Bunları fark edebildiğimiz ölçüde doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt edebiliriz. Bu önemli nimet ise her insana vicdanı aracılığı ile en doğru olanı ilham eden Allah`ın, samimi kullarına nasip ettiği bir anlayıştan ileri gelmektedir. Allah Kuran’da Kendisi’nden korkup sakınan kullarına “doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan)”vereceğini bildirmektedir. (Enfal Suresi, 29) Allah korkusu insanın vicdanını güçlendiren, şuurunu açan, ferasetini keskinleştiren içli bir korkudur. Bu nedenle samimi Allah korkusuna sahip olan kişiler, Allah`ın izin verdiği ölçüde yaşadıkları olaylardaki hikmetleri kavrayabilir, kavrayamadıkları noktalarda ise Yüce Allah`a olan tevekküllerinden dolayı tüm yaşadıklarının kendileri için hayırlı olduğunu bilmenin huzurunu yaşarlar. Sonsuz kudret sahibi Allah`a tevekkül etmek ve Allah’ın kaderde her şeyi hayırla yarattığı gerçeğine teslim olmak da kaderin bu sırrına vakıf olmak için Allah`ın izniyle önemli bir vesiledir.

Hz. Musa`nın Tur Dağı`nda Bir Ateş Görmesi

Hz. Musa Medyen`den ayrılıp ailesiyle yolda giderken, yakınından geçtiği Tur Dağı tarafında bir ateş görmüştür. Hz. Musa`nın bu ateşi gidip getirebileceğini, bu şekilde ısınabileceklerini ya da orada bulunan kişilerden bir haber alabileceğini düşündüğü Kuran`da şöyle bildirilmiştir:

“Böylelikle Musa, süreyi tamamlayıp ailesiyle birlikte yola koyulunca, Tur tarafında bir ateş gördü. Ailesine: “Siz durun, gerçekten bir ateş gördüm; umarım ondan ya bir haber, ya da ısınmanız için bir kor parçası getiririm.” dedi.” (Kasas Suresi, 29)

Bu olay, bizlere Hz. Musa’nın örnek tavrını göstermektedir. Hz. Musa, etrafındaki olayları dikkatli bir biçimde izleyen, karşılaştığı olaylardan sonuç çıkarabilen bir insandır. Bunun sebebi ise, olayları Allah’ın belli bir kadere göre ve hikmetle yarattığını bilmesidir. Bunun için olaylara ve gördüğü nesnelere hikmet gözüyle bakmıştır. Dağda bir ateş görüp bu gördüğü olayı değerlendirmesi ve ateşin yanına gitmesi dikkatli mümin tavrının bir örneğidir. Nitekim ateşin yanına vardığında Yüce Allah Hz. Musa ile konuşarak ilk vahyi indirmiş ve ona hayatı süresince başından geçenleri bildirerek bir kader üzerine oraya geldiğini açıklamıştır. Bu olay Kuran`da şöyle haber verilmiştir:

“Hani kız kardeşin gezinip; “Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?” demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, Biz seni tasadan kurtarmış ve seni ‘esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.’ Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa.” (Taha Suresi, 40)

Hz. Adem`in Oğulları

Kuran`da haber verildiği üzere Hz. Adem`in oğulları (İslami kaynaklara göre) Kabil ve Habil, Allah`a kurban sunmuşlar ancak birininki kabul edilmiş diğerininki kabul edilmemişti. Bunun üzerine kurbanı Allah tarafından kabul edilmeyen Kabil, kardeşi Habil`in ölümüne sebep olmuştur. Daha sonra toprağı eşeleyen bir karga görmüş bu olaydan kardeşinin cesedini toprağa gömmesi gerektiği sonucunu çıkarmıştır. Bu kıssa Maide Suresi`nde şöyle bildirilmektedir:

“Onlara Adem’in iki oğlunun gerçek olan haberini oku: Onlar (Allah’a) yaklaştıracak birer kurban sunmuşlardı. Onlardan birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen) Demişti ki: “Seni mutlaka öldüreceğim.” (Öbürü de:) “Allah, ancak korkup-sakınanlardan kabul eder. Eğer beni öldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben, alemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım… “ (Maide Suresi, 27-28)

“Sonunda nefsi ona kardeşini öldürmeyi (tahrik edip zevkli göstererek) kolaylaştırdı; böylece onu öldürdü, bu yüzden hüsrana uğrayanlardan oldu. Derken, Allah, ona, yeri eşeleyerek kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini gösteren bir karga gönderdi. “Bana yazıklar olsun” dedi. “Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim?” Artık o, pişman olmuştu.” (Maide Suresi, 30-31)

Nefsine yenik düşen Kabil, kardeşini öldürmüş ancak pişman olmuştur. Pişman olması onun gafletten uyanıp şuurunun açılmasına vesile olmuştur. Bununla birlikte Allah`ın bir işaret olarak gönderdiği toprağı eşeleyen kargayı fark ederek cesedi gömmesi gerektiğini öğrenmiştir. Bu örnekte de olduğu gibi Yüce Allah her insana yaşamı boyunca, hikmetli işaretler vesilesiyle yol göstermektedir.

Hz. Musa ve Genç Yardımcısının Balığı Unutmaları

Hz. Musa, genç yardımcısıyla çıktığı yolculukta yanlarında yiyecek olarak taşıdıkları balığı mola verdikleri yerde unuttuklarını fark etmiş ve balığın yüzerek uzaklaşması üzerine bunu hemen bir işaret olarak değerlendirmiştir. Yüce Allah onlara ilk önce balığı unutturmuş, daha sonra da kaderlerinde belirlenmiş bir anda onların bu unuttukları konuyu hatırlamalarını sağlamıştır. Bu hatırlama ile de buluşma yerine ve buluşulacak noktaya dikkatlerini çekmiştir. Hz. Musa, Allah`ın ona kazandırdığı samimi imanından kaynaklanan ferasetiyle bu işareti geri gitmeleri yönünde yorumlamıştır. Ayetlerde Hz. Musa`nın bu yorumu şöyle bildirilmiştir:

“Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Varmaları gereken yere gelip) Geçtiklerinde (Musa) genç-yardımcısına dedi ki: “Yemeğimizi getir bize, andolsun, bu yaptığımız-yolculuktan gerçekten yorulduk.” (Genç-yardımcısı) Dedi ki: “Gördün mü, kayaya sığındığımızda, ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı şeytandan başkası bana unutturmadı; o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu.” (Musa) Dedi ki: “Bizim de aradığımız buydu.” Böylelikle ikisi izleri üzerinde geriye doğru gittiler. “ (Kehf Suresi, 61-64)

Nitekim Kehf Suresi`nde haber verildiğine göre geri gittikleri yerde “ilim sahibi kişiyle“ karşılaşmışlardır. İslam alimleri bu kişinin Hz. Hızır olduğu yönünde hemfikirdirler. Hz. Musa balık vesilesiyle, Hz. Hızır ile buluşacakları yeri tam olarak tespit edebilmiştir. Hz. Musa`nın bu kutlu şahıs ile buluştuğu Kuran`da şöyle bildirilmiştir:

“Derken, Katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular.” (Kehf Suresi, 65)

Allah, Hz. Musa`nın kendisine tabi olmak istediği ilim sahibi bu kişiyle karşılaşmaları için kaderde bir detay yaratmış ve hikmet gözüyle bakan Hz. Musa bu detayı en doğru şekilde yorumlayarak takip etmiştir.

Hz. Musa’nın Medyen Suyunda Karşılaştığı Bayanlara Yardım Etmesi

Hz. Musa, dünyaya geldiği yer olan Mısır`ı terk ettikten sonra, Medyen’e doğru yönelmiştir. Medyen suyunda hayvanlarını sulayamayan iki bayan görmüştür. Kuran`da bildirildiği üzere bayanlar çobanlardan çekindikleri için onların yanına gidip sahip oldukları sürüyü sulayamıyorlardı. Bunun üzerine Kuran`da Hz. Musa`nın bu bayanlara yardım edip onların hayvanlarını suladığı bildirilmiştir (Kasas Suresi, 23-24). Allah`ın izniyle bu iki hanımla karşılaşmasında bir hikmet olduğunu düşünen Hz. Musa`nın, Allah’a tamamen teslim olmuş bir ruh hali içinde şöyle dua ettiği haber verilmiştir:

“… Sonra yine gölgeye çekilerek dedi ki: “Rabbim, doğrusu bana indirdiğin her hayra muhtacım.” (Kasas Suresi, 24)

Hz. Musa’nın ayette bildirilen duası, Allah`ın kaderdeki her ayrıntıyı bir hikmetle yarattığını tamamen bilerek, tam olarak Allah’a teslim olarak ve karşısına çıkardığı bu olaydaki incelikleri kavrayarak yaptığı bir duadır. Yüce Allah onun bu samimi duasına icabet etmiş ve Hz. Musa’ya rahmetini Medyen`de açmıştır.

Hz. Musa’nın yeni tanıştığı iki hanıma karşı gösterdiği nezaket, onun için yeni bir hayata vesile olmuştur. Bu durum bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“Çok geçmeden, o iki (kadın)dan biri, (utana utana) yürüyerek ona geldi. “Babam, bizim için sürüleri sulamana karşılık sana mükafat vermek üzere seni davet etmektedir.” dedi. Bunun üzerine ona gelip de olup bitenleri anlatınca o: “Korkma” dedi. “Zalimler topluluğundan kurtulmuş oldun.” (Kasas Suresi, 25)

Ayette bildirildiği gibi sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz Kendisi’nden gelecek olan her hayra muhtaç olduğunu belirterek dua eden Hz. Musa’nın duasına icabet etmiştir. Mısır`da yaşadığı öldürülme tehlikesinin ardından onu Medyen`de güvenliğe çıkarmış, kendisini güvende hissedeceği ve ona yardımcı olacak kişilerle bu kutlu elçisini desteklemiştir. Böylece Hz. Musa`nın Medyen suyunda umut ettiği hikmet, ortaya çıkmıştır.

Hayatımıza giren insanlar, etkili bir söz, vicdanımızı rahatsız eden bir ayrıntı, şer gibi görünen bir olay, neden yaşadığımızı anlayamadığımız şahit olduğumuz onlarca hadisenin her biri Allah`ın kaderde yarattığı inceliklerdir. Her insan bunlardaki hayırları görebilmek için vicdanının sesini dinlemeli ve Kuran ahlakına göre düşünüp hareket etmelidir.

Makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir